Sitemiz Mozilla Firefox ile görüntülendiğinde en iyi sonucu vermektedir.

PDF Yazdır E-posta

Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın 1175 yılında Danişmend Beyliği’nin Sivas kolunu ve 1178’de Malatya kolunu ilhakından sonra Danişmend ailesine mensup emir ve kumandanlar Selçuklu Devleti’nin hizmetine girerek çok önemli görevlere getirildiler. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılışı sürecinde yine Danişmend ailesinden Kalem ve oğlu Karesi Beyler, İlhanlı hakimiyetini tanıyan Germiyan Beyliği’nin hizmetine girdiler.


Fütüvvet teşkilatına mensup olup Gaza ilkelerini benimsemiş bu kumandanlar Batı Anadolu’da, Bizans topraklarının Misya ve Aeolya bölümlerindeki Akiros (Sındırgı), Bigadiç, Kemer, Edremit, Ayvalık, Altınova, Ezine ve Truva şehirlerini 1297 yılından sonra fethederek Balıkesir’i kendilerine merkez yaptılar. Çandarlı, Bergama, Kınık, Soma ve Gölmarmara şehirleri ise 1302 yılından sonra Karesi Bey’in oğlu Yahşi Bey tarafından fethedilerek beylik en geniş sınırlarına ulaştı.
Karesi Beyliği hakkında bilinenler: Çeşitli kaynaklardaki çelişkili yorumlar, Tokat Müzesi’nde bulunan iki mezar taşı ile son zamanlarda Karesiler’e ait olduğu anlaşılan birkaç sikkeden ibarettir. Kalem Bey’in beyliğin kuruluşundan daha önce öldüğü anlaşılmaktadır. Çünkü beylik onun oğlunun adını taşımaktadır. Karesi Bey, ülkesini iki bölüme ayırarak Balıkesir bölümünü oğullarından Demirhan Bey’in, Bergama bölümünü ise diğer oğlu Yahşi Bey’in idaresine bırakmıştır. Bu dönemde Ege Denizi’nde Çandarlı, Marmara Denizi’ndeki Edincik, Karesi Beyliği donanmasının konuşlandığı limanlardı. Edincik limanından kalkan Karesi donanması Bizans kentleri üzerine çeşitli saldırılarda bulundular. 1328’den önce öldüğü anlaşılan Karesi Bey’in türbesi Balıkesir’de olup üzerindeki 1338 tarihli tamir kitabesinde adı Kara İsa Bey olarak görülmektedir. Çünkü bu yıl içinde Kapıdağ yarımadasının Pege kasabasında Bizans imparatoru III. Andronikos ile yapılan antlaşma Aclan Bey ile imzalanmıştır. Aclan Bey’in kimliği üzerinde de çeşitli yorumlar olup İ. Hakkı Uzunçarşılı Demirhan Bey’in diğer isminin Aclan olabileceği veya bu ismin bir yazılış hatasından ileri geldiğini Anadolu Beylikleri adlı eserinde belirtmiştir. Karesi Bey’den sonra Demirhan Bey Balıkesir, Yahşi Bey ise Bergama bölümü hakimleri oldular. Demirhan Bey’in halka karşı zalimce idaresi sebebi ile bu durumun Hacı İlbey ve Ece Halil Bey gibi vezirler aracılığı ile Orhan Gazi’ye iletilerek maiyetinde bulunan Karesi Bey’in üçüncü oğlu Dursun Bey’in emirliğe getirilmesi karşılığında bir kısım Karesi topraklarının Osmanlılar’a terk edileceği bildirildi. Bunun üzerine Balıkesir’e yürüyen Osmanlı kuvvetleri karşısında tutunamayacağını anlayan Demirhan Bey, Bergama kalesine çekildi. Kaleden atılan bir taş ile vurulan Dursun Bey’in ölümü üzerine halk teslim olması için Demirhan Bey’i sıkıştırdı. Canı bağışlanan Demirhan Bey Bursa’ya götürüldü ve 1338 yılında vebadan öldü. Dursun Bey’in mezarının Bergama’da, Kınık yolunun başlangıç mevkiindeki Kızlar Türbesi’nde olduğu görülmektedir. Demirhan Bey’in ölümünden sonra topraklarının Çanakkale ve Truva bölümü hariç geri kalanı Osmanlı topraklarına eklendi.


Karesi Beyliği’nin Bergama bölümünde hüküm süren Yahşi Bey’in lakabı Şücaüddin’dir. Onun Halkidikia yarımadası üzerine yapmış olduğu bir çok seferden sonra donanması haçlı donanması tarafından İzmir körfezinde yakılarak (1334) denizdeki etkinliğini kaybetti. Yahşi Bey’in 1343 yılında ölümü üzerine kaynaklarda kendisinden bahsedilmeyen fakat kestirdiği gümüş ve bakır sikkelere göre hükümdar olduğu kesin olan Beylerbeyi Çelebi adlı oğlunun Bergama emiri olduğu anlaşılıyor. Beylerbeyi Çelebi’nin Yahşi Bey’in oğlu olduğunu Tokat Müzesi’nde bulunan oğlu Mustafa Bey’in 171 envanter sayılı mezar taşından öğrenmekteyiz. Çelebi ünvanını bu hükümdarın Mevlevi tarikatı müridi olması nedeniyle kullandığı düşünülebilir. Bilindiği gibi Mevlana’nın torunu ve Sultan Veled’in oğlu Ulu Arif Çelebi kendisinin muhiplerinden Menteşe Emiri Mesud Bey’i ziyaret için Menteşe iline (1312-1319) gelmiş ve Şücaüddin Orhan Bey’i kendisine mürit yapmıştır. Bu ziyaretin diğer beyliklerde de Mevleviliğin yayılmasını sağlamış olması olasıdır. Beylerbeyi Çelebi’nin saltanat süresi ile Karesi Beyliği’nin Bergama bölümünün ne zaman sona erdiği belli değildir.


Bizans kaynaklarında 1345-1347 yılları arasında Truva bölgesinde karesi emiri olarak Süleyman Bey adlı bir kişi görülmektedir. Bu Süleyman Bey’in Demirhan Bey’in topraklarının eklenmesi ile Karesi valisi tayin edilen Orhan Gazi’nin büyük oğlu Süleyman paşa olması da mümkündür. Zira Karesi Beyliği’nin kalan topraklarının I. Murad zamanında 1360 yılı civarında Osmanlı topraklarına eklendiğini, yine bazı kaynaklar bunun satın alma yoluyla olduğunu yazmaktadır. Timur’un Ankara savaşından sonra yeniden ihya ettiği Anadolu Beylikleri içinde Karesi Beyliği’nin olmaması ve Timur’a yardım eden Anadolu emirleri arasında Karesi emirinden bahsedilmemesi bu görüşü daha geçerli kılmaktadır.